Hacer Foggo ile Röportaj

Hacer Foggo ile Röportaj

1) Hacer Hanım öncelikle sizleri tanıyarak başlayalım. Hayat hikayenizin sizi sosyal girişimcilik ile nasıl buluşturduğundan bizlere bahseder misiniz?

1967 doğumluyum. 1991 yılından çeşitli gazete ve dergilerde insan hakları, azınlıklar alanında 16 yıl gazeteci olarak çalıştım. 2003 yılından itibaren sivil tolum örgütlerinde Romanlarla ilgili çalışmalara başladım. 2006 yılında kentsel dönüşüm ilan edilen 1000 yıllık Sulukule Roman mahallesinin yıkılmaması için 4 yıl boyunca aktivist olarak mücadele etttim. Bu mücadele boyunca ulusal ve uluslarası kampanyalar düzenleyerek hukuki olarak mahkemelerin açılmasını sağladım, Sulukule Platformu’nu kurdum.  Roman çocukların İstanbul da ve başka illerde okul devamsızlığını önlemek için mahallelerde sosyal etkinlik merkezilerinin kurulmasına mahalle temsilcileri ile birlikte öncülük ettim. 2015 Yılında Ashoka Fellowu seçildim.

2)  “Çimenev” oluşumu nasıl hayata geçti? Oluşum olarak ihtiyaç sahibi çocuklara ne gibi etkiler bırakmayı hedefleyerek yola çıktınız? Yıllar içerisinde bu etkinin sonuçlarını ne şekillerde gördüğünüzü düşünüyorsunuz?

Sulukule’de evlerin yıkımı zamanında sabah okula giden çocuklar, işe giden anneler akşam eve döndüklerinde evlerinin yıkılmış olacağı düşüncesini taşıyorlardı. Çocuklar için, gençler için, anneler için bu  büyük bir travmaydı. Orada Sulukule Sanat Ayölyesi’ni kurduk ve çocuklarla yarı yıkık evlerde eğitimlere başladık. Daha sonra bu çalışmayı Kuştepe Roman mahallesinde orada ki bir derneğin öncülüğünde hayata geçirdim. Mersin, Sakarya, Tekirdağ ve benzeri yoksul mahallelerde devam etti bu çalışmalar. Şimdi ise  Roman Hakları Derneği öncülüğü ile İstanbul Elmadağ’da sosyo-ekonomik olarak yoksun Roman ve Roman olmayan çocukların okul devamsızlığını önlemek hedefiyle kurulan Çimenev Çocuk Merkezi’ni kurduk. Merkez 7-10 yaş arası 16 çocuk, 11- 14 yaş arası 16 çocuk ve hafta sonu 30 çocuk olmak üzere toplam 62 çocuğa destek vermektedir.Çimenev de çocukların eğitimde ki eksikliklerinin giderilmesi, okul dışı aktiviteler sayesinde duygusal, zihinsel ve bedensel olarak gelişimleri desteklenmektedir. Çocukların özgüvenlerinde artış derslerinde ise başarılı olduğunu okullarında ki öğretmenlerin geri bildirimi ile almaktayız. Çimenev’in  ana hedefi, takip ettiği bu öğrencilerin gelişimlerini ve eğitimlerini desteklemektir. Çimenev’deki faaliyetler; Hiphop Atölyesi, Müzik Atölyesi,Çocuk Sanat Atölyesi, Yoga Atölyesi, Tiyatro Atölyesi, Temel Maker Atölyesi, Ödev Saati ve Haftasonu Sulukule Çocuk Atölyesi var olan faaliyetlerdir. Bunlara ek olarak, Çocuk Mutfak Atölyesi, Çocuk Maker Atölyesi. Veliler için ise, Okuma- Yazma Eğitimi Atölyesi, Kadınlar için Teknoloji Atölyesi ve Ebeveynlik Becerilerini Güçlendirme Eğitimleri yapılmaktadır.

Bu çocuklar Okul çıkışı öğleden sonra geliyorlar, yemeklerini yiyorlar ve sosyal etkinliklere başlıyorlar. Belki evlerinde bilgisayar yok ama burada kod yazmayı öğreniyorlar. Müzik eğitimi alıyor, el becerilerini geliştiriyorlar, kitap okuyorlar, pasta börek yapıyorlar, drama öğreniyorlar. Hafta sonları ise Sulukule’de yıkım esnasında çalıştığımız ve artık Tahribad-ı İsyan grubu olarak müzik çalışmalarını sürdüren gençler geliyor. Müzikle ilgilenen çocuklara söz yazımı ve müzik konusunda yardımcı oluyorlar. Gönüllülerimiz, Boğaziçi üniversitesi, MEF üniversitesi, Bilgi üniversitesi, gibi üniversitelerden gelen psikolog, sosyolog yada sosyal hizmet bölümü öğrencileri oluyor. Gönüllülerimiz de ayrıca bir eğitimden geçiyorlar. Cuma günleri gelen gönüllü bir psikolog, annelerle görüşüyor, anne – çocuk ilişkileri konusunda eğitim veriyor. Şişli Belediyesi de çalışmalarımıza destek veriyor çocuklar belediye de Çocuk Meclisini kurdular. Tabi bütün bunlar kendiliğinden olmadı hayatımda ki en büyük şans çok güzel gençlerle karşılaştım. Eğitim Koordinatörümüz Melek Bahat’ı öğrencilik yıllarından Kuştepe’deki çalışmalarından tanıyordum. Çocukların anneleriyle kadın çalışmalarını sürdüren arkadaşımız sosyolog Sevim Kahraman ve MEF Üniversitesi Bilgisayar Programı bölümü öğrencisi Berker Özçelik’le de hem anneler hem de çocukları teknoloji ile tanıştırdı.

3)  Uzun yıllardır Roman vatandaşlarla alakalı çalışmalar da yürütmektesiniz. Roman halkın bölgemiz özelinde ne gibi sıkıntılarla sıklıkla karşılaştıklarını okuyucularımızla paylaşır mısınız? Çalışmalarınızda Roman insanlar için ne gibi konularda emek harcamaktasınız?

Romanlarla ilgili yaptığım çalışmalara 2004 yılında başladım. Şu anda merkezi Budapeşte de bulunan Avrupa Roman Hakları Merkezi Türkiye İnsan Hakları Gözlemcisi  olarak çalışıyorum. Özellkle Roman çocukların eğitime erişimi, Roman kadınların ekonomik özgürlüğe kavuşması, barınma hakkı ve yine hak hukuk ihlalleri ve ayrımcılık konusunda çalışmalar yürütüyorum.

4)  Gerek çocukların gerekse Roman insanların hayatlarında bir değişim yaratmak üzere yıllardır sürdürdüğünüz çalışmalarınız neticesinde, küresel açlık sorunu ile alakalandırdığınız noktalar var mı? Bu noktalardan birkaç tanesini bizlerle paylaşır mısınız?

Küresel açlık noktası özellikle evleri yıkılan yada  çadırda ve barakada  yaşayan Roman aileler söz konusu olduğunda ortaya çıkıyor. Örneğin  2013-2016 yılları arasında  İstanbul Pendik’te boş bir araziye çadırları kurmuş aileler hem yiyecek bulmakta hem de su bulmakta güçlük çekiyorlardı. Suyu arazide ki atık bir kuyudan temin ediyorlar suyun içinde ne olduğunu bilmiyorlardı. Her türlü temel ihtiyaçlarından yoksundular ulusal ve uluslararası kampanyalarla kamunun dikkatini çekebildim. Halen çadırlarda yaşayan Roman aileler var. Özellikle çadırda yaşayan birçok aile ekonomik yoksunluklar nedeniyle çocuklarını okula göndermemektedirler. Bir başka neden ise çocukların beslenmesinin sağlanamaması ya da harçlık veremedikler için göndermiyorlar.

5)  Önümüzdeki yıllarda halihazırda varolan projelerinizin kapsamını arttırmak amacını taşıyan herhangi bir planınız var mı? Bizlere gelecek yıllarda ne gibi alanlarda hangi kapsamda çalışmalar sürdürmek istediğinizden bahseder misiniz?

Önümüzdeki yıllarda özellikle ekonomik kriz nedeni ile de sadece Roman çocuk ve gençler değil, 2019 yılında ağırlıklı olarak sosyo ekonomik olarak yoksun gençlerle çalışmayı hedefliyorum. Devlet liselerinde okuyan özel liselere veye özel üniversitlere kaydolamaman ya da  ekonomik zorluklar nedeniyle  sosyal aktivitelerden mahrum olan gençlere yardım edebilecek diğer gençleri buluşturak bir mekan kurmayı düşünüyorum. Bir de sosyal yardımlarla yaşayan ve belki de ekonomik kriz nedeni ile sokakta kalabilecek durumda olan aileleri takip etmeye devam edeceğim. Onlarla ilgili de özellikle çocuklarıyla ilgili okullarına devam etmelerini sağlayacak mekanizmalar geliştireceğim.